Türk aile hukukunda arabuluculuğun yasal çerçevesi 2012 yılında kabul edilen ve 2013 yılında yürürlüğe giren Arabuluculuk Kanunu ile belirlenmiştir. Bu kanun, aile içi anlaşmazlıkların çözümünde arabuluculuğa yönelik önemli düzenlemeler içermektedir. Ayrıca, Türk Medeni Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle de aile hukukunda arabuluculuk sürecine ilişkin bazı hususlar düzenlenmiştir.
Türk aile hukukunda arabuluculuğun etkin bir şekilde uygulanması ve yaygınlaştırılması için daha fazla farkındalık ve destek gerekmektedir. Bu bağlamda, hukukun üstünlüğü ilkesi ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde, arabuluculuk sürecinin adil, tarafsız ve güvenilir bir şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca aile hukukunda arabuluculuğun etkinliğinin artırılması için halkın eğitimi ve bilinçlendirilmesi de gerekmektedir. Bu sayede, Türk aile hukukunda arabuluculuk, aile içi anlaşmazlıkların çözümünde etkin bir araç olarak daha geniş bir şekilde kullanılabilir hale gelebilir.

Aile içi anlaşmazlıkların çözümünde arabuluculuk, son yıllarda Türk aile hukukunda giderek daha fazla önem kazanan bir konudur. *Türk aile hukuku arabuluculuk* konusunda bilgi almak isteyenler için önemli bir alternatif olarak dikkat çeker. Geleneksel yargı sistemine kıyasla, *aile hukuku arabuluculuğu* ya da diğer adıyla * boşanma davalarında arabuluculuk* taraflara daha hızlı, daha ekonomik ve daha sürdürülebilir bir çözüm sağlama potansiyeline sahiptir. Nitekim ülkemizde ve yine Konya’da boşanma davalarının uzun sürmesi boşanma davalarında arabuluculuğun önemi artırmaktadır.
Ancak her türden aile hukuku uyuşmazlığının değil, sadece tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri aile hukuku uyuşmazlıklarının arabuluculuğa elverişli olduğu belirtilmelidir. Aile hukukundan doğan uyuşmazlıkların birçoğu, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği uyuşmazlıklardır. Bu nedenle aile hukuku uyuşmazlıklarının önemli bir kısmının arabuluculuk kurumuna uygun olmadığı belirtilmelidir. Aile hukuku uyuşmazlıklarından sadece boşanmanın fer’î sonuçlarından olan maddi ve manevî tazminat talebi, nafaka, mal rejimlerinin tasfiyesi, nişanlanmanın sona ermesinin bir sonucu olan hediyelerin geri verilmesi, maddî ve manevî tazminat talepleri arabuluculuk kurumuna elverişlidir.
Şuan için boşanma davalarından ve aile hukukundan kaynaklanan nafaka, tazminat, mal rejimi gibi konularda dava açmadan önce arabulucuya başvuru şartı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, *Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu*, aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklarda uygulama alanı bulamayacaktır. Ülkemizde, boşanma davalarının büyük çoğunluğunun psikolojik dahi olsa az veya çok aile içi şiddet içerdiği göz önüne alındığında, arabuluculuk kurumunun aile hukukundan doğan uyuşmazlıklarda uygulama alanı bulması oldukça zorlaşacaktır.
Yukarıda da belirtildiği üzere ülkemizde ve Konya’da boşanma , tazminat, nafaka ve mal davalarının 3-4 yıl sürebileceği hususu dikkate alındığında boşanma davalarında arabuluculuk önem arz etmektedir. Nitekim bu uzun süreç arabuluculuk vasıtası ile bir ay kadar kısa bir sürede neticelendirilebilecek ve taraflar mağdur olmayacağı gibi hakkaniyetli ve adil sonuçlar elde edilebilecektir. Konunun önemine binaen vatandaşların mağdur olmaması için hukuksal destek alması önem arz etmekte olup Hukuk büromuz olarak Konya boşanma davalarında ve konya aile davalarında hızlı ve güvenilir çözümler için hem arabulucu hem de avukat olarak hizmet vermekteyiz.
#konyaavukat #konyaavileavukatı #konyaboşanmaavukatı #konyaarabulucu #boşanmadavasındaarabuluculuk