Giriş
Evlilik birliği, tarafların karşılıklı güven, saygı ve sadakat ilkeleri üzerine inşa edilen hukuki ve sosyal bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu (TMK) evliliğin kurulmasını, tarafların resmi nikâh akdi ile gerçekleştirdiği andan itibaren hüküm ifade edeceğini belirlemiştir. Bu bağlamda, evlilik öncesinde (nişanlılık veya başka şekillerde) yaşanan bazı olayların, ileride açılabilecek bir boşanma davasında “kusur” olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği sıkça tartışılan bir konudur. Bu makalede, evlilik öncesi yaşanan olayların boşanma davalarında kusur teşkil edip etmeyeceği, Yargıtay kararları ışığında ele alınacaktır.
I. Evlilik Öncesi Dönem ile Evlilik Birliğinin Başlangıcı Arasındaki Hukuki Ayrım
TMK m. 134 ve devamı maddeleri uyarınca evlilik, resmi nikâh memuru önünde yapılan evlenme töreni ile kurulur. Bu andan önceki dönem, hukuken “evlilik öncesi dönem” olarak nitelendirilir. Nişanlılık da bu döneme dahildir. Evlilik birliğinden doğan hak ve yükümlülükler (özellikle sadakat yükümlülüğü – TMK m. 185) resmi nikâhla başlar. Dolayısıyla, evlilik öncesi dönemde gerçekleşen olaylar, genel olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) sebebiyle açılan boşanma davalarında doğrudan kusur nedeni sayılmaz. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03/10/2024 tarih ve 2023/9107 E. 2024/6789 sayılı kararında ;
". . hususların evlilik öncesi döneme ait olması sebebi ile erkeğe/kadına kusur olarak yüklenemeyeceği "
Demektedir. Kararda da belirtildiği üzere evlilik öncesi döneme ait olaylar , yaşananlar kural olarak kusur olarak değerlendirilemeyecektir. Zira evlilik birliği TMK 185. maddesi gereğince evlenmeyle kurulmuş olacaktır.
II. Nişanlılık Döneminde Yaşanan Olayların Boşanma Davasına Etkisi
Nişanlılık, evlenme vaadi ile başlayan ve taraflara belli yükümlülükler getiren bir sözleşme olmakla birlikte, evlilik birliği henüz kurulmamıştır. Bu dönemde de yaşanan anlaşmazlıklar, hakaretler, aldatma veya ekonomik uyuşmazlıklar, doğrudan boşanma sebebi olarak ileri sürülemez. Evlilik öncesi olguların kural olarak kusur sayılmadığı hallerde, boşanma davasında hangi fiillerin boşanma sebebi oluşturabileceği konusu için boşanma nedenleri yazımızı da inceleyebilirsiniz.
III. Düğünün Yapılmamış Olmasının Hukuki Önemi
Resmi nikâh ile evlilik birliği kurulmuş olur. Düğün töreninin yapılmamış olması, hukuki açıdan evliliğin varlığını etkilemez. Dolayısıyla, resmi nikâhtan sonra ancak düğünden önce gerçekleşen olaylar (örneğin şiddet, hakaret, aldatma), evlilik birliği süresince meydana gelmiş sayılır ve boşanma davasında kusur sebebi olarak ileri sürülebilir.
IV. Evlilik Öncesi Eylemlerin Boşanma Davasında Değerlendirilmesi
Yukarıda da ifade edildiği üzere, kural olarak resmî nikâh öncesi döneme ait eylem ve davranışlar, boşanma davasında doğrudan kusur isnadına dayanak yapılamaz ve kusur değerlendirmesinde tek başına belirleyici kabul edilmez. Ne var ki, evlilikten sonra devam eden, tekrarlanan veya evlilik birliğini fiilen sarsacak nitelikte evlilik içinde karşılık bulan bir davranış söz konusu ise; değerlendirme, artık “evlilik içi olaylar” çerçevesinde yapılır.
Bu bağlamda; bir olgu salt evlilik öncesine ait ise, kural olarak “kusur” sonucunu doğuracak biçimde doğrudan tarafa yüklenemez. Buna karşılık, aynı olgu evlilik birliği kurulduktan sonra da sürdürülerek süreklilik arz eden bir davranış örüntüsüne dönüşmüşse (örneğin evlilik süresince devam eden sistematik yalan, ekonomik baskı, hakaret, aşağılama gibi), kusur tespiti evlilik birliği içerisindeki somut eylemler esas alınarak kurulabilir. İddiaların ispatı ve delil değerlendirmesi yönünden ayrıca boşanma davasında deliller konulu yazımıza da göz atabilirsiniz.
Bu doğrultu da evlilik öncesinde meydana gelen olayları değerlendirecek olursak ;
a- Evlilik Öncesi Cinsel İlişki Boşanma Davasında Nasıl Değerlendirilir ?
Bu konu, özellikle toplumsal kabuller ve bireysel beklentiler nedeniyle sıkça gündeme gelmektedir. Hukuki açıdan ise net bir yaklaşım mevcuttur:
Evlilik öncesi cinsel ilişki, boşanma davasında kusur olarak kabul edilmez. Zira sadakat yükümlülüğü evlilik birliği ile başlar (TMK m. 185).
Kadının “bakire olmaması” veya erkeğin evlilik öncesi ilişkileri, TMK m. 166 kapsamında bir boşanma sebebi teşkil etmez.
Ancak, taraflardan biri, evlilik öncesi cinsel birlikteliğin varlığını diğerinden saklamış ve bu durum evlilik birliği kurulduktan sonra öğrenilmişse, “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” kapsamında değerlendirilebilir mi? Yargıtay bu konuda da net bir tutum sergilemiş; evlilik öncesi döneme ait bir olayın, evlilik birliğinin kurulmasından sonra öğrenilmesinin dahi, tek başına kusur olarak değerlendirilemeyeceğini karara bağlamış ancak koşullarının varlığı halinde evliliğin TMK 149 kapsamında hükümsüz olabileceğine karar vermiştir. Konu ile ilgili Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 02/04/2018 tarih ve 2016/13682 E. 2018/4285 sayılı kararında ;
" taraflar 12.03.2013 tarihinde evlenmiş, davacı erkek 28.02.2014 tarihinde Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliğinin sarsılması, hukuki sebebine dayanarak boşanma isteminde bulunmuştur. Erkek eş boşanma sebepleri arasında "Davalı bakire değil" vakıasına da dayanmıştır. Tarafların sadakat yükümlülüğü evlilik birliğinin kurulmasıyla başlar (TMK m. 185). Davalı kadının evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamış olması (bakire olmaması) boşanma davasında davalı kadın için kusur oluşturmaz, ancak koşulları var ise evliliğin nisbi butlan ile iptaline (TMK md. 149) davasına konu olabilir. "
Denilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi20/01/2021 tarih ve 2020/6157 E. 2021/371 sayılı kararında ise ;
" Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenen kişi (TMK m. 149/2) evlenmenin nispi butlan ile iptalini isteyebilir. İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 152). Tarafların sadakat yükümlülüğü evlilik birliğinin kurulmasıyla başlar (TMK m. 185). Davalı kadının evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamış olması (başka bir erkekten hamile kalması ve evlilik birliği içinde doğum yapması) boşanma davasında davalı kadın için kusur oluşturmaz, ancak koşulları var ise evliliğin nispi butlan ile iptali davasına konu olabilir (TMK m. 149). Evlilik birliği kurulmadan önceki nedenlere dayanılarak boşanma davası açılamaz. "
Denilmektedir. Netice olarak evlilik öncesi cinsel ilişkin boşanma davasında kusur olarak değerlendirilemeyecektir.
b- Evlilik Öncesi Borçların Olması Boşanma Davasında Nasıl Değerlendirilir ?
Evlilik öncesi borçlar, kural olarak borçlu eşin şahsına ait olup salt borçlu olunması, tek başına boşanma sebebi veya kusur unsuru olarak kabul edilemez. Bu nedenle evlilik öncesi borçların varlığı, kural olarak kusur değerlendirmesinde doğrudan dikkate alınmayacaktır.
Ne var ki, evlilik öncesi borçların evlilik birliği kurulduktan sonra ortak yaşamı ve aile düzenini somut şekilde etkilemesi hâlinde, artık değerlendirme borcun varlığından ziyade borcun evlilik birliği içindeki sonuçları ve borçlu eşin tutum ve davranışları üzerinden yapılır. Bu kapsamda, borç nedeniyle müşterek konuta haciz gelmesi, borcun ödenmemesi veya yönetilmemesi sebebiyle ailenin zorunlu ihtiyaçlarının karşılanamaması, eşe ekonomik baskı kurulması yahut aile ekonomisinin sürdürülebilirliğinin ağır biçimde zedelenmesi gibi olguların varlığı hâlinde, bu durumlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan kusurlu davranışlar kapsamında değerlendirmeye konu edilebilecektir. Evlilik içinde borçların ortak yaşama etkisi ve ekonomik baskı iddiaları bakımından boşanmada ekonomik şiddet başlıklı içeriğimiz yol göstericidir.
c- Evlilik Öncesi Söylenen Yalanlar Boşanma Davasında Nasıl Değerlendirilir ?
Yargıtay, bu tür olayların evlilik öncesine ait olduğunu ve doğrudan kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmekle birlikte, eğer bu davranış evlilik süresince devam ediyorsa veya evlilik birliğinin kurulmasından sonra taraflar arasındaki güveni tamamen sarsmışsa, dolaylı olarak kusur değerlendirmesinde dikkate alınabileceğini kabul etmektedir. Ancak bu durum, somut olayın özelliklerine bağlıdır. Konu ile ilgili Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03-10-2024 tarih ve 2023/9107 E.
2024/6789 sayılı kararında ;
" "erkeğin evlenmeden önce evinin, arabasının olduğu, mobilya şirketinin ortağı olduğu yönünde kadına yalan söylediği\"
hususların evlilik öncesi döneme ait olması sebebi ile erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği "
Demektedir. Kararda da belirtildiği üzere evlilik öncesi söylenen yalanların kusur olarak değerlendirilmesi çoğu zaman mümkün değildir. Ancak söylenen yalan koşulları var ise evliliğin nisbi butlan ile iptali (TMK md. 149) davasına konu olabilecektir.
V. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1) Nişanlılık döneminde yaşanan tartışmalar boşanma davasında kusur olur mu?
Genellikle tek başına kusur sayılmaz. Ancak evlilikten sonra devam eden/tekrarlanan davranışlar varsa kusur evlilik içi olaylardan doğar.
2) Evlilik öncesi olayların boşanma davasında yazılması yanlış mı?
Hayır. Mahkeme ilişki dinamiğini anlamak için arka plan olarak görebilir; ama kusur hanesine yazılacak asıl şey evlilik içindeki somut olaylardır.
3) Evlilikten önce cinsel ilişki yaşanmış olması boşanma sebebi mi?
Hayır. Yargıtay 2. HD, sadakat yükümlülüğünün evlilikle başladığını ve evlilik öncesi cinsel ilişkinin boşanma davasında kusur sayılamayacağını açıkça belirtir.
4) Bakire olmamak boşanma sebebi midir ?
Sadakat yükümlülüğü resmi nikah ile başladığından bakire olmamak kusurlu eylem olmayıp boşanma sebebi de değildir. Ancak şartları varsa evliliğin butlanı hükümleri uygulanabilir.
5) Evlilik öncesi ilişkiyi saklamak “güven sarsıcı” sayılıp kusur olur mu?
Yargıtay, bu tür olayların evlilik öncesine ait olduğunu ve doğrudan kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmekle birlikte dolaylı olarak kusur değerlendirmesinde dikkate alınabileceğini kabul etmektedir.
6) Evlilik öncesi borçlar boşanma davasında kusur olur mu?
Borcun varlığı tek başına kusur değildir. Kusur, borcun evlilik içinde yönetiliş biçimiyle (ekonomik baskı, evi geçindirmeme, yalanın sürmesi vb.) oluşur.
7) Eş, evlenmeden önce “evim-arabam-var” diye yalan söylediyse bu kusur sayılır mı?
Yargıtay, bu tür beyanların evlilik öncesi döneme ait olması halinde kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmiştir.
8) Düğünden önce olan olaylar ile resmi nikâhtan önce olan olaylar aynı mı değerlendirilir?
Uygulamada esas alınan eşik resmi nikâh ile evlilik birliğinin kurulmasıdır; bu nedenle düğün yapılamasa bile resmi nikah yapılmışsa evlilik birliği başlamış olup tarafların eylemleri artık kusur olarak değerlendirilebilecektir. Boşanma sürecinde kusur tartışmalarının yanında, malvarlığına ilişkin talepler de sıkça gündeme gelir. Bu kapsamda düğün sırasında takılan takıların hukuki niteliği ve ziynet alacağına ilişkin Yargıtay uygulaması hakkında düğünde takılan takılar kime aittir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
9) Bu konuda dava stratejisi ne olmalı?
Davayı “evlilik öncesi tek olaya” kilitlemek yerine, evlilik içi kusurlu davranışları somutlaştırmak ve delillendirmek daha güvenlidir.
Boşanma sürecinde yalnızca kusur değerlendirmesi değil, müşterek çocuğun üstün yararı gereği velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri de önem taşır. Bu kapsamda, çocuğun görüşmeyi reddettiği durumlarda mahkemenin yaklaşımına ilişkin ayrıntılı açıklamalar için çocuğun baba ile kişisel ilişki düzenlemesi başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Sonuç
Evlilik öncesi dönemde yaşanan olaylar, kural olarak boşanma davasında doğrudan kusur sebebi olarak kabul edilmez. Ne var ki evlilik birliği kurulduktan sonra aynı olgunun devam etmesi, tekrarlanması veya evlilik birliğini somut biçimde sarsan sonuçlar doğurması hâlinde, kusur değerlendirmesi evlilik birliği içerisindeki somut eylem ve olgular esas alınarak yapılır. TMK m.166 kapsamında evlilik birliğini temelinden sarsan davranışların kapsamına ilişkin ayrıntılı açıklamalar için TMK 166 kapsamında boşanma sebepleri yazımızı da inceleyebilirsiniz.
İletişim | Av. Süleyman GÜNEY
Av. Süleyman Güney – Konya Boşanma ve İş Davası Avukatı
📍 Adres: Akabe Mah. Şehit Furkan Doğan Cad. Beyplaza B Blok 5. kat No : 502 Karatay/KONYA
📞 Telefon: 545 692 5022
📧 E-posta: av.suleymanguney@gmail.com
🌐 Web Sitesi: www.suleymanguney.av.tr
Not: Randevular önceden planlanmaktadır. Telefon veya e-posta yoluyla iletişime geçerek uygun görüşme saatinizi belirleyebilirsiniz.
Av. Süleyman Güney – Konya’da boşanma, iş hukuku ve arabuluculuk alanlarında profesyonel hukuki destek sunulmaktadır.
© 2025 Av. Süleyman Güney – Tüm Hakları Saklıdır