Ziynet alacağı davası 2025 Yargıtay içtihatları – düğün takıları kime ait?

Konya boşanma avukatı desteği arayan kişiler bakımından ziynet alacağı davaları, boşanma sonrası en sık karşılaşılan malvarlığı uyuşmazlıklarından biridir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024–2025 yıllarında ziynet alacağı davalarına ilişkin köklü bir içtihat değişikliğine gitmiştir. Klasik ‘düğün takıları kural olarak kadına aittir’ anlayışı terk edilerek, somut olayın özelliklerine, tarafların anlaşmasına, yerel örf ve adetlere, takının kime takıldığına ve cinsiyet özgülüğüne göre karar verilmesi yönünde yeni ilkeler oluşturulmuştur.

1) Ziynet Alacağı Davası Nedir?

Ziynet alacağı, evlilik sırasında düğünde takılan altın, bilezik, kolye, set gibi ziynet eşyalarının boşanma veya ayrılık sonrasında kime ait olduğunun belirlenmesi amacıyla açılan davadır. Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesi gereğince, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar kişisel mal sayılır. Dolayısıyla ziynet eşyaları, kişisel mal kapsamında değerlendirilir. HMK m.190 gereğince ispat yükü, iddia eden tarafta olmakla birlikte, Yargıtay son kararlarında hayatın olağan akışı gereği bu yükün bazen yer değiştirebileceğini kabul etmektedir.

Ziynet alacağı davaları boşanma davası ile birlikte açılmayan, ayrı olarak açılabilen bir dava türüdür.

🔗 Daha Fazla Okuma: Boşanma Nedenleri Nelerdir? Boşanma Davalarında En Sık Görülen Hukuki Sebepler

2) Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir ? Yargıtay’ın Güncel Kararı Işığında 2025 – Konya Boşanma Avukatı

Uzun yıllar boyunca Yargıtay, ‘düğünde kim tarafından hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma veya örf ve adet yoksa tüm takılar kadına aittir’ şeklinde kararlar vermekteydi. Ancak 2024 ve 2025 yıllarında verilen yeni kararlarla birlikte, bu mutlak yaklaşım terk edilmiştir. Gerekçe olarak ise “toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. “ denilmiştir.

 Artık ziynet eşyalarının kime ait olacağı aşağıdaki kriterlere göre belirlenmektedir:

1️⃣ Taraflar arasında paylaşım konusunda açık veya örtülü bir anlaşma varsa, bu esas alınır.

2️⃣ Anlaşma yoksa, yerel örf ve adet ispat edilirse buna göre karar verilir.

3️⃣ Ne anlaşma ne de örf-adet mevcutsa, kime takıldıysa o kişiye aittir. Yani Erkeğe takılan/verilen eşyalar erkeğe, Kadına takılan/verilen eşyalar kadına ait sayılır.

4️⃣ Cinsiyete özgü takılar (örneğin bilezik, kolye → kadın; saat → erkek) o cinse verilmiş sayılır.

5️⃣ Cinsiyete özgü olup olmadığı konusunda çekişme varsa bilirkişi incelemesi yapılır; her iki cinse de uygun takılar takılan kişiye aittir.

6️⃣ Takı sandığı veya torbasına konulan eşyalar kadına veya erkeğe özgü ise o cinse, her iki cinse özgü ise ortak mal kabul edilir.

3) Ziynet Alacağı Davalarında 2024–2025 tarihli Yargıtay Kararlarının Ayrıntılı İncelemesi

Düğünde takılan altın, bilezik gibi ziynet eşyalarına ilişkin alacak davalarında uygulanması gereken ilkeri açık bir şekilde belirten  Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08/04/2025 tarih ve 2025/2115 Esas 2025/3346 sayılı en güncel kararında ;

“ Dairemizin önceki içtihatları, \”aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır\” yönünde idi. Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir “

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.12.2024 tarih ve E.2024/5797, K.2024/10388 sayılı kararı

Somut olayda düğün görüntülerinde kadına 12, erkeğe 10 çeyrek altın takıldığı tespit edilmiştir. Yargıtay, erkeğe takılan 10 çeyrek altının erkeğe ait olduğuna hükmetmiş, tüm altınların kadına ait olduğu yönündeki kararı bozmuştur. Bu karar, ‘kime takıldıysa o kişiye aittir’ ilkesinin somut örneğidir. Kararda Yargıtay ;

“ Bölge Adliye Mahkemesince bilezikler yönünden verilen karar yerinde ise de, dosyada alınan bilirkişi raporunda düğün sırasında kadına 12 adet çeyrek altın, erkeğe ise 10 adet çeyrek altın takıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, erkeğe takılan 10 adet çeyrek altının erkeğe ait olduğunun kabulü gerekir. “ demiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 18.02.2025 – E.2024/9259, K.2025/1648 sayılı kararı

Bu kararda Yargıtay, içtihat değişikliğinin hukuki güvenlikle çelişmediğini, yeni uygulamanın makul gerekçelerle istikrarlı biçimde sürdürülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve yerel örf-adet araştırmasının yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 18.03.2025 – E.2024/10540, K.2025/2844 sayılı kararı

Düğün CD’sinde erkeğe 31 çeyrek takıldığı tespit edilmesine rağmen, mahkemenin kadına 56 çeyrek hükmetmesi bozma sebebi sayılmıştır. Ayrıca belirsiz alacak davalarında faiz başlangıcının birleşen dava tarihi olduğu belirtilmiştir. Kararda Yargıtay ;

“ Mahkemece kadının ziynet eşyası alacaklarının aynen iadesine, aynen iade mümkün olmaz ise 111.703,72 TL ziynet eşyası bedelinin 20.000,00 TL sinin birleşen dosya dava tarihi olan 05.07.2019 itibaren, 91.703,72 TL sinin ise ıslah tarihi olan 14.06.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmiş ise de davanın belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında faiz başlangıcının da kadının birleşen dava tarihi olarak belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre yanılgılı değerlendirme ile faizin başlangıç tarihinin doğru belirlenmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir “ demiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.04.2025 – E.2023/10041, K.2025/3216 sayılı kararı

Bileziklerin kadından ‘geri verilmek üzere’ alındığı sabit olduğundan, erkeğin bunları iade ettiğini ispatlaması gerektiğine karar verilmiştir. İade vaadi bulunan olaylarda ispat yükü erkeğe geçer. Kararda Yargıtay ;

“ Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davaya konu bileziklerin davalı- karşı davacı erkek tarafından geri iade edilmek üzere kadından alındığı sabittir. Kadına bu ziynetlerin geri iade edildiği veya kadının oluşan bu duruma rızasının bulunduğu davalı- karşı davacı erkek tarafından ispatlanamamıştır. “ demiştir.  

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08.04.2025 – E.2025/2115, K.2025/3346 sayılı kararı

Yargıtay, mahkemenin tüm takıları kadına ait saymasını hatalı bulmuş ve yeni ilkeleri uygulamıştır. Takı sandığı, cinsiyet özgülüğü ve bilirkişi incelemesi kavramları detaylı olarak vurgulanmıştır. Kararda Yargıtay ; “ Ancak yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere taraflara takılan takıların \”tümünün\” kadına ait olduğu kabulü ile hüküm verilmesi hatalıdır. Davacı karşı davalı erkeğin cevap dilekçesi uyarınca erkeğe ve kadına takılan ziynetlerin ayrı ayrı belirlenmesi amacıyla yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılarak Dairemiz görüşü de dikkate alınmak suretiyle yeniden hüküm verilmesi gerektiğinden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir “ demiştir.

4) İspat ve Delil Değerlendirmesi

Ziynet alacağı davalarında ispat yükü, hayatın olağan akışına göre değişebilir. Kural olarak ziynetler kadının himayesindedir; ancak erkek tarafından alındığı, kasaya konulduğu, saklandığı gibi durumlar ispatlandığında, ispat yükü erkeğe geçer. Düğün videoları, mesaj kayıtları, tanık beyanları, kasa belgeleri, bilirkişi raporları en önemli delillerdir. Yerel örf-adet iddialarında tanık veya yerel bilirkişi raporuna başvurulması gerekmektedir.

Kural olarak ziynet alacağı davalarında ispat yükü kadındadır. Konu ile ilgili ;

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 18.02.2025 – E.2024/9259, K.2025/1648 sayılı kararında ;

“ Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır. “ demektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.04.2024 tarih ve E.2023/5704, K.2024/2402 sayılı kararı

Yargıtay, bu kararda düğün sonrası ziynetlerin geri verilmediğine dair mesaj kayıtlarına dayanarak ispat yükünün yer değiştirebileceğini belirtmiştir. Erkek, ziynetleri iade ettiğini ispatlayamadığı için davanın kabulü gerektiğine karar verilmiştir. Bu karar, ispat yükünün dinamik değişimi açısından emsal niteliğindedir. Kararda Yargıtay ;

“ Davacı karşı davalı kadının delil olarak sunduğu ve erkek tarafından inkar edilmeyen mesaj kayıtlarına göre de kadının erkekten altınlarını getirmesi istendiğinde erkeğin “söz getireceğim, bıktım artık bu konudan yeter” dediği anlaşılmıştır. Davalı karşı davacı erkek, 03.11.2022 tarihli dilekçede bu mesaj kayıtlarından sonraki bir tarihte bileziklerin teslim edildiğini ve ziynetlerin kadında olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek erkeğe geçmiş olup davalı karşı davacı erkek ziynetlerin uhdesinde olmadığını ve kadına iade edildiğini sunulan delillerle ispatlayamamıştır. “

Demekle ispat yükünün yer değiştirdiğini kesin bir şekilde belirtmiştir.

Ziynet Eşyalarında İspat Yükünün Yer Değiştirdiği Haller

Ziynet alacağı davalarında kural olarak ispat yükü, iddia eden taraftadır. Ancak her somut olayda aynı sonuca gidilmez. Hayatın olağan akışı, tarafların evden ayrılma biçimi, ziynet eşyalarının nerede muhafaza edildiği, taraflar arasındaki mesaj kayıtları, tanık anlatımları ve banka kayıtları birlikte değerlendirildiğinde ispat yükü yer değiştirebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.05.2015 tarihli, 2014/14080 Esas ve 2015/9093 Karar sayılı ilamında; şiddet görerek evden ayrıldığı sabit olan kadının ziynet eşyalarını da yanında götürdüğü savunmasında ispat yükünün davalı tarafta olduğu açıkça belirtilmiştir. Kararda, evden şiddete maruz kalarak ayrıldığı sabit olan kadının altınları da yanında götürdüğü yönündeki savunmanın davalı tarafından ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 19.10.2015 tarihli, 2014/20305 Esas ve 2015/16103 Karar sayılı ilamında; ziynet eşyalarının davalıya ait banka kasasında bulunduğu yönündeki iddianın tanık beyanları ve banka cevabı ile desteklenmesi halinde davacının iddiasını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, özellikle düğün takılarının evde değil banka kasasında tutulduğu savunmalarında önem taşımaktadır.

Ziynetlerin Araç veya Taşınmaz Alımında Kullanılması Halinde Hukuki Durum

Ziynet eşyalarının fiziken mevcut olmaması, her zaman ziynet alacağı talebinin reddi anlamına gelmez. Uygulamada düğünde takılan altınların bozdurularak önce araç, sonra taşınmaz alımında kullanıldığı durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Böyle hallerde mahkeme, dosya kapsamındaki delilleri ve hayatın olağan akışını birlikte değerlendirerek ziynetlerin ekonomik katkı sağladığını kabul edebilir.

Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 13.12.2023 tarihli, 2022/1273 Esas ve 2023/1238 Karar sayılı kararında; tarafların düğünlerinde takılan ziynet eşyaları ile önce araç alındığı, ardından bu aracın satılması ve devamındaki süreçte taşınmaz edinimine katkı sağlandığı olgusunun dosya kapsamı ve hayatın olağan akışına göre kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda ayrıca ev hanımı olan kadının mevcut ziynetleri ile taşınmaz edinimine katkı yapmasının olağan olduğu açıkça vurgulanmıştır.

Bu nedenle ziynet alacağı davalarında yalnızca takıların fiilen kimde bulunduğu değil, bu takıların bozdurularak başka bir malvarlığı unsuruna dönüşüp dönüşmediği de dikkatle incelenmelidir. Özellikle boşanma davası, mal rejimi tasfiyesi ve katkı payı alacağı taleplerinin birlikte gündeme geldiği dosyalarda bu ayrım büyük önem taşır.

5) Sık Sorulan Sorular

  • Soru 1 :  Düğünde takılan tüm altınlar kime aittir?

 Düğünde takılan tüm takılar kadınındır kuralı ortadan kalmış ve belirli kriterler çerçevesinde takıların kime ait olduğunun değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere düğünde takılan takılar anlaşma varsa anlaşma kapsamında, yoksa örf ve adete göre, örf ve adet de yoksa kime takıldıysa ona ait olacaktır. Ancak cinsiyete özgü takılar o cinse ait olacaktır. Yine kime takıldığı konusunda çekişme varsa bilirkişi incelemesi yapılacak yine kime ait olduğu tespit edilemiyorsa ortak kabul edilecektir.

  • Soru 2 :  Erkeğe takılan çeyrekler ve altınlar kime aittir ?

Erkeğe takılan takılar artık erkeğe ait olacaktır. Ancak kadına özgü bir takının erkeğe takılması halinde bu kadına ait olacaktır.

  • Soru 3 : Takıların kimde olduğunun ispatı kime aittir ?

Ziynet davalarında ispat yükü iddia edene aittir. Yani Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunması olup bunu kadın ispatlayacaktır.

  • Soru 4 : Ziynet eşyalarının rızası dışına elinden alındığı nasıl ispatlanır ?

Ziynet alacağı davalarında rızası  dışında altınların alındığını iddia eden taraf Düğün videoları, mesaj kayıtları, tanık beyanları, kasa belgeleri gibi deliller ile karinenin aksini ispatlayabilecektir.  

  • Soru 5 : Şiddet görerek evden ayrılan kadın ziynetleri yanında götürmüş sayılır mı?
    Hayır, otomatik olarak böyle bir kabul yapılamaz. Yargıtay uygulamasına göre, kadının şiddet görerek evden ayrıldığı sabitse, ziynet eşyalarını da yanında götürdüğü savunmasında ispat yükü karşı tarafa geçebilir. Bu nedenle somut olayın özellikleri, tanık anlatımları ve ayrılış şekli birlikte değerlendirilmelidir.
  • Soru 6 : Ziynet eşyalarının banka kasasında tutulduğu nasıl ispat edilir?

Ziynet eşyalarının banka kasasında tutulduğu iddiası; tanık beyanları, mesaj kayıtları, banka yazı cevapları, kasa açılış-kapanış bilgileri ve dosya kapsamındaki diğer delillerle ispatlanabilir. Yargıtay, banka kasasında bulunan ziynetlere ilişkin iddianın yeterli delille desteklenmesi halinde bu hususun dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir.

🔗 Daha Fazla Okuma: Boşanma Davası Boyunca Evde Kim Oturur? Müşterek Konutun Tahsisi

  • Soru 7 :  ‘Söz getireceğim’ gibi mesajların değeri nedir?

İade vaadi/ikrar niteliğinde görülür; ispat yükü erkeğe geçer; iade ettiğini kanıtlayamazsa davanın kabulü gerekir.

  • Soru 8 : Takı torbasına konan takılar, ziynetler kime aittir ?

Taraflardan herhangi birine takılmayıp da takı torbası gibi şeylere konan ziynet eşyalarının kime ait olduğu eşyanın – takının niteliğine göre değişmektedir. Eğer takı kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise ona ait olacaktır. Ancak kadına ve erkeğe özgü değilse ortak kabul edilecektir.

  • Soru 9 : Anlaşmalı boşanma davalarında ziynet alacağı konusunda anlaşma yapılması zorunlu mudur ?

anlaşmalı boşanma davasının gerçekleşebilmesi için velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi ve manevi tazminatlar konusunda anlaşma sağlanması zorunlu olup ziynet alacağı konusunda bir anlaşma yapılması zorunlu değildir.

🔗 Daha Fazla Okuma: Anlaşmalı Boşanma Davası Şartları, Süreci ve Dilekçe Örneği (Konya Avukat 2025)

  • Soru 10 : Ziynet alacağı davaları belirsiz alacak olarak açılabilir mi ?

Evet bu tür davalar belirsiz alacak olarak açılabilecektir.

  • Soru 11 :  Belirsiz alacakta faiz ne zaman başlar?

Eğer ziynet alacağı davasında bedel talep ediliyorsa faiz başlangıcı dava tarihi olacaktır.

6) Sonuç

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024–2025 kararları, ziynet alacağı davalarında daha somut, delile dayalı ve adil bir yaklaşımın benimsendiğini göstermektedir. Artık ‘tüm takılar kadına aittir’ anlayışı terk edilmiş; anlaşma, örf-adet, takının kime takıldığı, cinsiyet özgülüğü ve bilirkişi incelemesi gibi faktörler birlikte değerlendirilmeye başlanmıştır. Bu yaklaşım, ziynet alacağı davalarında daha öngörülebilir ve adil bir sonuç doğurmaktadır.

Güncelleme Notu: Bu yazı; Hukuk Genel Kurulu’nun 13.12.2023 tarihli kararı ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin ziynet eşyalarında ispat yükü, banka kasasında saklanan takılar ve şiddet nedeniyle evden ayrılma hallerine ilişkin emsal kararları dikkate alınarak 19/04/2026 tarihinde güncellenmiştir.

💼 Av. Süleyman Güney – Konya Boşanma ve İş Davası Avukatı
📍 Akabe Mah. Şehit Furkan Doğan Cad. Beyplaza B Blok, Kat: 5 No: 502 Karatay / KONYA
📞 0545 692 50 22 – 📧 av.suleymanguney@gmail.com
🌐 https://suleymanguney.av.tr
────────────────────────────

© 2026 Av. Süleyman Güney – Konya Boşanma Avukatı | Ziynet Alacağı Davası Avukatı

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir