Boşanma, hem hukuki hem de toplumsal açıdan önemli bir konudur. Evlilik birliğinin sona ermesi, kişilerin hayatlarını derinden etkileyebilir ve hukuki sonuçları da karmaşık olabilir. Türk         Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini düzenleyerek tarafların haklarını korumayı amaçlamakta ve aile içindeki huzuru sağlamayı hedeflemektedir. Boşanma süreci, her iki eşin de haklarının korunması ve adaletin sağlanması için titizlikle işlenmesi gereken bir süreçtir. Boşanma, evlilik birliğinin sona ermesiyle sonuçlanan hukuki bir süreç olup boşanmanın yasal dayanakları Türk Medeni Kanunu’nda açık bir şekilde belirtilmiştir.

Bu makalemizde genel olarak boşanma nedenleri açıklanacak ve Yargıtay kararları ışığında en sık görülen boşanma sebepleri açıklanacaktır.

1- BOŞANMA NEDENLERİ

Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma, belirli nedenlere dayanarak gerçekleşebilir. Genel olarak, “özel sebepler” ve “genel sebepler” olarak ikili ayrım yapabiliriz.

A- ÖZEL SEBEPLERLE BOŞANMA

Özel sebeplerle boşanma, eşlerden birinin evlilik birliğine son verme iradesiyle hareket ettiği durumlardır. Bu tür boşanma nedenleri aşağıda açıklanmaktadır:

  • Zina:

TMK Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. 

Zina, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken, başka bir kişi ile isteyerek cinsel ilişkide bulunması olarak kabul edilir.

Zina olgusu sadece erkeğe değil kadına da isnat edilebilecek bir olgudur. Diğer bir anlatımla kadının zinası da bu madde kapsamında erkek açısından boşanma nedenidir. Yargıtay kararlarında eşin başka bir kişiyle otel kaydı yaptırması ve birlikte gece geçirmesi zina sayılmıştır. (Yargıtay 2. HD, 2021/1234 E., 2021/5678 K.)

Daha ayrıntılı bilgi için bakınız : https://suleymanguney.av.tr/zina-aldatma-nedeniyle-bosanma-davasi/

  • Hayata Kast, Pek Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış, Şiddet:

TMK Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Hayata kast: Hayata kast bir eşin diğerini öldürme niyetini bazı fiillerle açıklamasıdır. Hayata kast, fiilen öldürmeye teşebbüs şeklinde olabileceği gibi diğer eşi intihara teşvik veya yardım etme şeklinde de olabilir.

Pek kötü davranış: Pek kötü muamele, diğer eşin vücut bütünlüğü ve sağlığına yönelik her türlü saldırıyı oluşturur.

Onur kırıcı davranış: Her insanın bir onur ve şerefi vardır ve insan bu onur ve şerefiyle yaşar. Bunun sonucu olarak her eş diğerinin onur ve saygınlığına uygun davranmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğe aykırı davranarak diğer eşin onur ve saygınlığını zedeleyici davranışta bulunmak boşanma nedenidir.

Şiddet: Eşlerden birinin diğerine fiziksel ya da psikolojik şiddet uygulaması, hayati tehlike yaratması boşanma için önemli sebepler arasında yer alır.

Daha ayrıntılı bilgi için bakınız : https://suleymanguney.av.tr/hayata-kast-pek-kotu-veya-onur-kirici-davranis-nedeniyle-bosanma-konya-bosanma-avukati-2024/

  • Küçük Düşürücü Suç İşleme Ve Haysiyetsiz Hayat Sürme:  

TMK Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

Haysiyetsiz hayat sürme, toplumdaki anlayışa göre; belli bir süreden beri devamlı olarak namus ve haysiyetsiz kavramları ile bağdaşmayacak bir şekilde yaşamaktır.

  • Terk:

TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Genel bir ifade ile terk, bir eşin ortak hayata son vermesi olup, ortak konutta oturmaya devam etmekle birlikte dargın durmak, cinsel münasebette bulunmamak, birlikte yemek yememek, konuşmamak, yokmuş gibi davranmak terk sayılmaz. Terkin öncelikli şartı, ortak konutu bırakmak gelmemektir.

  • Akıl Hastalığı:

 TMK Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

Akıl hastalığı nedeniyle boşanmanın diğer bir sebebi, söz konusu akıl hastalığı nedeniyle diğer eş için ortak hayat çekilmez hale gelmelidir.

B- GENEL SEBEPLERLE BOŞANMA

Genel sebeplerle boşanma, daha çok evlilik birliği içinde yaşanan uyumsuzluk ve anlaşmazlıklardan kaynaklanır. Bu tür boşanma nedenleri ise şunlardır:

  • Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması:

TMK Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

 Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşler arasında çok ciddi ve şiddetli bir geçimsizlik veya anlaşmazlık bulunmasını ifade eder. Aile içindeki karşılıklı uyumsuzluklar, iletişim problemleri ve sürekli anlaşmazlıklar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açabilir. Bu durum her iki eşin de evlilik birliğini sürdürmeye niyetli olmadıklarını gösterir ve boşanma için gerekçe oluşturur.

  • İlgisizlik: Eşlerin birbiriyle ilgisiz hale gelmesi, birbirlerine karşı soğuk davranmaları ve ailevi sorumlulukları yerine getirmemeleri, evlilik birliğinin zedelenmesine neden olabilmektedir.
  • Ekonomik Nedenler: Eşler arasındaki ekonomik dengesizlik, geçim sıkıntıları ve maddi zorlanmalar boşanma için dolaylı bir sebep olabilir. Ekonomik zorluklar, aile içindeki gerginliği artırabilir ve evlilik birliğini olumsuz etkileyebilir.

2- BOŞANMA DAVASI SÜRECİ ve AÇIKLAMALAR

Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma davası açılmadan önce eşlerin birlikte yaşamayı sürdürmelerinin imkansız hale geldiğine dair bir gerekçe olması gerekir.

Dava Açılması: TMK Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Dava dilekçesinde boşanma nedeni ve davanın dayandığı sebepler belirtilir.

Boşanma ve Tazminat Kararı: Boşanma kararı verildikten sonra eşlerden birine maddi tazminat ya da nafaka bağlanabilir. Bu tazminat tarafların evlilik içindeki katkılarını, mağduriyetlerini ve ekonomik durumlarını göz önünde bulundurarak belirlenir.

  • Boşanma Davasında Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir ?

Boşanma avukatı ücreti, belirlenen asgari ücretten az olmamak kaydıyla avukat-müvekkil arasındaki anlaşma ve avukatın harcayacağı emek ile orantılı olarak belirlenir. 2025 yılı için boşanma davalarında avukatlık ücretinin alt sınırı 30.000,00 TL’dir.  Avukatlık ücreti ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için bakınız : https://suleymanguney.av.tr/konyada-avukatlik-ucretleri-ne-kadar-2025-guncel-bilgiler-konya-avukat-2025/

  • Boşanma Davası Kaç Yıl Sürer ?

Çekişmeli boşanma davalarının kaç yıl süreceği konusunda net bir süre belirtmek mümkün değildir. Ancak yerel mahkemelerde ortalama 1-1,5 yıl dava sürmekte, kararın istinaf edilmesi halinde ise 1 yıl civarı Bölge Adliye Mahkemeleri karar vermektedir. Temyize tabi ise ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilirse ortalama 1 yıl da Yargıtay süreci bulunmakta olup boşanma davaları ortalama olarak 3,5 – 4 yıl sürebilmektedir.

  • Boşanma Kararına İtiraz Edilebilir Mi ?

Gerekçeli kararın yazılmasından itibaren her iki tarafa da karar tebliğ edilecektir. Boşanma davasına itiraz süresi tebliğden itibaren başlayacaktır, bu nedenle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde itiraz etme hakkı bulunmaktadır.

  • Yurtdışında Alınan Boşanma Kararları Türkiye’de Geçerli mi?

Yurt dışında alınan boşanma kararlarının Türkiye’de geçerli olabilmesi için Türk mahkemelerinde tanıma ve tenfiz kararı alınması zorunludur. Aksi halde tarafların nüfus kayıtları değişmez ve Türkiye’de hâlâ evli olarak görünürler. Sürecin nasıl işlediğini ve gerekli belgeleri ayrıntılı şekilde öğrenmek için Yurt Dışındaki Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi başlıklı makalemize göz atabilirsiniz.

  • Eşimden Maddi Ve Manevi Tazminat Talep Edebilir Miyim?

Boşanma davası sonucu eşinizin kusurlu davranışları nedeniyle maddi veya manevi tazminat talep edebilirsiniz. Tazminat talebiniz, eşin kusurlu davranışlarının sizi ne ölçüde mağdur ettiğine bağlı olarak ve tarafların ekonomik durumuna göre şekillenir.

T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08/11/2021 tarih ve 2021/7210 E. 2021/8316 sayılı kararında ;

 Yukarıda 3. bentte açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir(TMK m.174). Bölge adliye mahkemesince davalı erkeğin, davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.

  • Boşanma Davası Açmak İçin Ne Kadar Süre Beklemek Gerekir?

Boşanma davası açmak için bir süre beklenmesi gerekmez. Ancak eşinizin sizi terk etmesi durumunda terk edilen tarafın boşanma davası açabilmesi için 6 ay beklemesi gerekir. Zina veya şiddet gibi diğer sebepler için zaman sınırlaması yoktur.

  • Boşanma Davasında Nafaka Talep Edebilir Miyim?

Boşanma davası sırasında mağdur olan eş nafaka talep edebilir. Nafaka talebine, eşin mali durumu ve boşanmanın sebepleri göz önünde bulundurularak karar verilir. Boşanma davasında nafaka miktarlarının belirlenmesi hakkında ayrıntılı bilgi için 2025 Nafaka Miktarları Nasıl Belirlenir? yazımıza göz atabilirsiniz.

  • Boşanma Davası Boyunca Evde Kim Oturur ?

Yargıtay kararlarında müşterek konutun tahsisi konusunda temel ilke, çocukların ve zayıf durumda olan eşin korunmasıdır. Konutun tahsisi konutunda anne ya da baba olmanın önemi yoktur. Çocukların velayeti anneye verilmişse, konutun genellikle anneye tahsis edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Ancak bazı kararlarında, ekonomik açıdan güçsüz olan eşin konuttan faydalanabilmesi için de konutun tahsisine hükmedilmiştir. Boşanma davası sürerken eşlerin ortak konutta oturma hakkı konusunda ayrıntılı bilgi için boşanma davası boyunca evde kim oturur? başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

  • Boşanmak İstemeyen Eş Ne Yapabilir?

Boşanma davası açıldığında, boşanmak istemeyen eş davanın reddini isteyebilir. Ancak Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma talebine karşı çıkmak, evliliği devam ettirmek için yeterli bir sebep olmayabilir. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı durumlarda, karşı tarafın istememesi boşanmayı engellemez.

  • Tam Kusurlu Eşin Boşanma Davası Açması

Tamamen kusurlu eşin boşanmayı talep etme hakkının olmadığı kabul edilmelidir. Boşanmayı talep edebilmek için kusursuz veya daha az kusurlu olmak şart olmakla birlikte az kusurlu eş aleyhine de boşanmaya karar verilebilir. Ancak bu hallerde davanın reddi için daha az kusurlu eşin karşı koyması hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilmemeli, birliğin ve müşterek çocukların korunmaya değer bir hak ve menfaatlerinin bulunması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 01/03/2005 Tarih ve 2004/16521 E. 2025/4333 sayılı kararında; Güven sarsıcı davranışlarda bulunan davacı koca tamamen kusurludur. Türk Medeni Kanununun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada madem ki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. ( TMK md. 166/2 ) Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04/06/2024 Tarih ve 2023/6393 E. 2024/4241 sayılı kararında ;

 bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkeğin tam kusurlu olduğu ve kimsenin kendi kusurlu eylemine dayanarak hak elde edemeyeceği, tam kusurlu eşin boşanma davasının reddi

  • Özel Boşanma Sebebi Varsa Genel Boşanma Sebebi Dikkate Alınmaz .

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20/09/2022 Tarih ve 2022/4901 E. 2022/7235 sayılı kararında ;

Dava, özel sebebe (TMK. m. 165) dayanmaktadır. Kanunda yer alan özel boşanma sebeplerinden biriyle açılmış bir boşanma davasında, bu özel sebebin yanında davacının da boşanmayı gerektirecek ağırlıkta bir kusuru ispatlanmış olsa bile, bu husus dava konusu yapılmamış ise artık özel sebebe dayalı boşanma kararı verilmesinde ve sonuçlarında dikkate alınamaz. Somut olayda davalı kadının evlilik birliğini çekilmez kılacak derecede ve geçmesine olanak bulunmayacak biçimde akıl hastalığının bulunduğu ve bu hastalığın Türk Medeni Kanununun 165. maddesinde yer alan boşanma sebebini oluşturduğunda duraksama yoktur. Özel boşanma sebebi ispatlanmıştır. Bu bakımdan, artık davalının, dayanılan boşanma sebebini çürütmek amacıyla değil de, “Davacının da kusurlu olduğunu\” ispat etmeye yönelik gösterdiği deliller ve davacının kusuru dikkate alınmaz. Diğer bir ifade ile özel boşanma sebebine dayalı boşanma davalarında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davalarında olduğu gibi davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz. O halde, somut olayda Türk Medeni Kanunu’nun 165. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebebiyle boşanmaya karar verildiğine ve kadın tarafından usulünce açılmış bir karşı dava bulunmadığına göre artık davacı erkeğin kusurlu olup olmadığına bakılamaz. Bölge adliye mahkemesince bu husus nazara alınmadan, davacı erkeğe kusur izafe edilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05/04/2021 Tarih ve 2021/1093 E. 2021/2672 sayılı kararında ;

Somut olayda davalının eyleminin Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde yer alan boşanma sebebini oluşturduğunda duraksama yoktur. Özel boşanma sebebi ispatlanmıştır. Bu bakımdan, artık davalının dayanılan boşanma sebebini çürütmek amacıyla değil de, “Davacının da kusurlu olduğunu” ispat etmeye yönelik gösterdiği deliller ve davacının kusuru dikkate alınmaz. Diğer bir ifade ile özel boşanma sebebine dayalı boşanma davalarında; evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan boşanma davalarında olduğu gibi davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz. O halde, somut olayda özel boşanma sebebiyle boşanmaya karar verildiğine göre davalı kadının tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

3- 2025 GÜNCEL BOŞANMA NEDENLERİ VE YARGITAY KARARLARI – KONYA AVUKAT REHBERİ

  • Eşinin Sağlığı İle İlgilenmeme Boşanma Nedenidir.

                Eşlerden birinin diğer eşin hastalığı ile ilgilenmemesi, sağlığını önemsememesi, hastaneye götürmemesi Yargıtay tarafından kusurlu eylem olarak kabul edilmiştir.             

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/10/1999 tarih ve 1999/2-610 E. 1999/777 sayılı kararında:

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının eşine salak, manyak dediği, aşağıladığı ve hastalığında ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28/09/2021 tarih ve 2021/4446 E. 2021/6581 sayılı kararında :

Dosya kapsamında toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin gece hastalanan eşini hastaneye götürmediği, kadını bir akrabasının hastaneye götürdüğü, bu suretle eviyle ve eşiyle ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı erkeğin kabul edilen bu kusurlu davranışı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir.

  • Eşin Diğer Eşin Ailesi İle Oturmaya Zorlanması, Ayrı Ev Tutmaması Boşanma Nedenidir. Yargıtay bağımsız ev tutmayan eşini ailesi ile yaşamaya zorlayan tarafı kusurlu bulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06/03/2003 tarih ve 2003/1637 E. 2003/2987 sayılı kararında:

Eşini ailesi ile birlikte oturtmak da, oturmaya zorlamak da evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve dolayısıyla boşanma kararı verilmesi gerektiğini gösterir.

  • Kadının Başka Erkeklerle Fotoğraf Çekilmesi Boşanma Nedenidir.

Her çekilen fotoğraf olmasa da samimi fotoğraflar Yargıtay tarafından kusur olarak kabul edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04/02/1976 tarih ve 1975/2-1070 E. 1976/168 sayılı kararında:

Davacı kocanın ‘Gaye’ ismindeki bir kadınla gayrimeşru ilişki kurarak adeta karı koca hayatı yaşamak suretiyle aile birliğine karşı çok ağır bir kusur içerisinde bulunmasına karşılık davalı kadına atfedilen kusur tarafların müşterek çocuklarının öğretmeni ile samimi bir pozda resim çektirmesi olayıdır. Davacı koca tarafından mahkemeye ibraz edilen bu fotoğrafın hangi koşullar altında çekildiği belli değildir. Ancak sadece bu resim dosya kapsamına göre davalı kadının çocuğun öğretmeni ile gayrimeşru bir ilişki içerisinde olduğunun kabulüne elverişli değildir. Bu nedenlerle Usul ve Yasa’ya uygun olan direnme kararı onanmalıdır.

  • Haklı Bir Sebep Olmadan Ortak Konutu/Evi Terk Etmek Boşanma Nedenidir.

Türk Medeni Kanunu’na göre eşlerden birinin diğerini 6 aydan uzun süre terk etmesi boşanma için geçerli bir sebeptir. Eşin terk edilmesi durumunda mağdur olan taraf, boşanma davası açabilir. Ancak burada unutulmaması gereken husus terk eden eşin haklı bir sebebinin bulunmamasıdır. Eğer terk eden eşin haklı bir sebebi var ise kusur atfedilmeme durumu söz konusu olabilmektedir. Konya Boşanma Avukatı olarak boşanma davaların müvekkillerimize hizmet vermekteyiz.

İletişim

  • Zina Boşanma Nedenidir.

Zina, eşlerden birinin evlilik birliğine sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi durumudur. Zina, boşanma davası için geçerli bir sebep olup özel boşanma nedenleri arasında yer almaktadır.

  • Aile İçi Şiddet Boşanma Nedenidir.

Aile içi şiddet, boşanma için geçerli sebepler arasında yer alır. Fiziksel, psikolojik ya da cinsel şiddet, evlilik birliğinin devamını imkansız hale getirebilir. Şiddet mağduru olan kişi, bu durumu gerekçe göstererek boşanma davası açabilir.

  • Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması  Nedir?

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşlerin arasında ciddi uyumsuzlukların ve çözülmesi güç sorunların ortaya çıkmasıdır. Sürekli kavga, iletişimsizlik, ilgisizlik ve maddi sorunlar gibi durumlar bu kategoride değerlendirilebilir. Bu durumda boşanma davası açılabilir.

  • Eşimin Suç İşlemesi Boşanma Nedeni Olabilir Mi?

Eşin ciddi suçlar işlemesi veya haysiyet kırıcı davranışlarda bulunması boşanma davası için geçerli bir sebeptir.

  • Eşin Sigara Kullanması Boşanma Nedeni Midir ?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/2420, Karar: 2019/750, 20.06.2019 tarihli ilamında; evlendikten sonra sigarayı bırakacağını söyleyip bırakmayan eşin boşanma davasında kusurlu olduğunu içtihat etmiştir.

  • Şiddetli Geçimsizlik Boşanma İçin Geçerli Bir Neden Midir?

Sürekli tartışmalar, iletişim eksiklikleri ve ağır geçimsizlik evlilik birliğini temelden sarsan durumlar arasında yer alır ve boşanma için geçerli bir neden olabilir.

  • Eşin Alkol Ve Uyuşturucu Bağımlılığı Boşanma Nedeni Olabilir Mi?

Eşin alkol uyuşturucu bağımlılığı, evlilik birliğini sürdürülemez hale getirebilir. Bu tür bağımlılıklar evlilikte sürekli gerginliğe ve sorunlara yol açabilir bu durum da boşanma gerekçesi oluşturabilir.

  • Çocukları İhmal Etme Veya Şiddet Uygulama Boşanma Nedeni Olabilir Mi?

Eşlerden birinin çocuklarına karşı kötü muamele etmesi veya fiziksel/psikolojik şiddet uygulaması, evlilik birliğinin sonlandırılmasına gerekçe oluşturabilir.

  • Lüks Harcamalar Yapmak Boşanma Nedeni Olabilir Mi ?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2-2284 E. 2020/19 sayılı kararında

“ davacı-birleşen davalı kadına aile ekonomik yönden zor bir dönem geçirirken lüks sayılabilecek harcamalar yapma ve davalı-birleşen davacı erkeğe ise eşine hakaret etme vakıaları kusur olarak yüklenmiştir.“

  • Eşin Uzun Süre Telefonla Konuşması Boşanma Nedeni Midir ?

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi 19/12/2019 Tarih ve 2018/561 E. 2019/1748 Sayılı kararında ;

Tarafların 13.05.2006 tarihinde evlendikleri, müşterek çocuklarının bulunmadığı davalı-davacı erkeğin  bir başka kadınla  günün farklı saatlerinde sık sık ve uzun süreli telefon görüşmesi yaptığı, davacı-davalı tanık beyanlarına göre davalı-davacının kadınla olağanın dışında samimi olarak görüldüğü buna göre davalı -karşı davacı erkeğin  sadakatsizlik vakıasının güven sarsıcı davranış boyutunda olduğu anlaşılmıştır.

  • Hakaret Boşanma Nedenidir.

T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04/11/2021 Tarih ve 2021/6843 e. 2021/8200 sayılı kararında ;

 Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda üvey kızına kötü davranan ve hakkında ithamlarda bulunan, karısını evden kovan, mezhebi ve kilolu olması nedeni ile aşağılayan, hakaret eden erkek ağır, eşini eve almayan kadının az kusurlu olduğu, ilk derece mahkemesinin kusur tespiti doğru olduğu belirtilmiştir. BoşanmaAvukatıKonya

  • Ev İle İlgilenmeme Boşanma Sebebidir.

Eşin eve bakmaması, evi ve ailesi ile ilgilenmemesi, ekonomik olarak katkı sağlamaması kusur olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 31/05/2017 tarih ve 2017/1570 2017/1057 sayılı kararında ;

Somut olayda, dinlenen davalı kadın tanıklarının beyanları dikkate alındığında davacının eşinin geçimi için maddi destekte bulunmadığı, ihtiyaçlarını karşılama noktasında yetersiz kalarak bu görevi büyük ölçüde önceki evliliğinden olan çocuklarına bıraktığı, bu suretle evlilik birliğinin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeyerek kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme ile Özel Daire arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

  • Eşiyle İlgilenmeyen Eş Boşanmada Kusurludur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 12/06/2019 2019/1342 E. 2019/7075 sayılı kararında ;

Davacı erkeğin ise; aşırı tutumlu olup, birlik görevlerini tam olarak yerine getirmediği, eşine ilgisiz davrandığı, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine tepkisiz kaldığı, eşinin sosyal yaşantısını kısıtladığı, giyimine, arkadaşlarına, telefon konuşmalarına müdahale ettiği, baskıcı davrandığı, evlilik birliği içerisinde olan olayları ailesine anlattığı, en son anlaşamıyoruz diye eşini Türkiye’ye gönderdiği, evlilik birliğinin ortak hayatı devam ettirmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede şiddetli geçimsizlik nedeniyle temelinden sarsıldığı, ilk derece mahkemesince verilen boşanma kararının isabetli olduğu

  • Seni Sevmiyorum Demek Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08/03/2005 Tarih 2005/1224 E. 2005/3516 sayılı kararında ;

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının, kocasına seni sevmiyorum, başka bir sevdiğim var dediği, kocasıyla aynı yatakta yatmadığı, davacının da davalıyı, kendi ebeveynleriyle birlikte oturttuğu, kayınbabasının davalıyı dövdüğü, davacının buna sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. KonyaBoşanmaAvukatı

  • Habersiz Kredi Çekmek Boşanma Nedenidir.

 Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/16861 E. 2018/5575 sayılı kararında eşinden habersiz olarak kredi çeken kişinin güven sarsıcı davranışta bulunduğu ve bu nedenle kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle eşten habersiz olarak kredi çekmek kusur olarak atfedilebilecektir.

  • Aşırı Borçlanmak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.03.2023 Tarih ve 2021/2-1020 E. 2023/231 sayılı kararıyla;

..erkek eşin eve geç geldiği, ailesiyle fazla ilgilenmediği, borçlarının olduğu, sinirli şekilde davrandığı, eşine çeşitli ortamlarda hakarette bulunduğu ve eşini tehdit ettiği, buna karşılık kadın eşin ise; eşine hakaret ettiği ve eşinin ameliyatı sırasında yeteri kadar ilgi göstermediği ve eşini üstlerine karşı şikâyet ettiği görülmektedir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında kadının ağır kusurlu sayılamayacağı, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır.

  • Ailesinin Müdahalelerine Sessiz Kalmak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/1664E. 2015/16292 sayılı kararında :

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, birlikte yaşamaktan kaçındığı, eşinin annesine hakaret ettiği, davacı erkeğin ise bağımsız konut sağlamadığı, hamile olan davalı kadınla ilgilenmediği, ailesinin eşine müdahalesine sessiz kaldığı, istemediğini söylediği, beddua ettiği, annesinin kadını dövdüğü anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/1-2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. BoşanmaSebeplerikonya

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20/01/2025 Tarih 2023/5425 E. 2025/493 sayılı kararında ;

Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin bağımsız konut açmadığı ve ailesinin müdahalesine sessiz kaldığı, kadının da barışma girişimlerine katkı sağlamadığı ve ortak çocukla ilgilenmediği, bu suretle boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin az, kadının ağır kusurlu olduğu belirtilmişse de; kadının barışma görüşmelerine katkı sağlamadığı yönündeki vakıanın kadına kusur olarak yüklenmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, gerçekleşen ve Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen diğer kusurlara göre erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

  • Çalışmayan Eş Boşanmada Kusurludur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 02/07/2024 Tarih ve 2023/7431 E. 2024/5247 sayılı kararında ;

 boşanmaya sebebiyet veren olaylarda düzenli ve sürekli bir işte çalışmamak suretiyle ailenin ekonomik zorluk çekmesine sebep olan erkek ile, ortak çocuğun ihtiyaçlarına duyarsız kalan kadının eşit derecede kusurlu olduklarının kabulü gerekir

  • Eve Geç Gelen Eş Boşanmada Kusurludur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28/09/2021 Tarih ve 2021/4446 E. 2021/6581 sayılı kararında ; Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen “Eve geç saatlerde gelme, eviyle ilgilenmeme ve evinin ihtiyaçlarını karşılamama” şeklindeki kusurlu davranışları nedeniyle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 06/11/2024 Tarih ve 2024/1142 E. 2024/8331 sayılı kararında ; erkeğe yüklenen ”kadına şiddet uyguladığı, evi ile ilgilenmediği ve sıklıkla eve geç geldiği, zaman zaman eve gelmediği, başka kadın ile mesajlaşarak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu” yönündeki kusurların görgüye dayalı tanık beyanları ve mesaj kayıtları ile sabit olduğu

  • Gece Geç Saatlerde Telefonla Konuşma ve Mesajlaşma Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25/01/2024 Tarih ve 2023/3701 E. 2024/536 sayılı kararında ;

 kim tarafından yazıldığı anlaşılmayan bu mesajların tek başına zinanın varlığına daha doğrusu kadının zina yaptığını ispata elverişli olmadığı, gece geç saatlerde telefon ile konuşma ve mesajlaşmaların zinayı ispata elverişli olmadığı, bu hususun güven sarsıcı davranış olarak kabul edilebileceği konyaeniyiboşanmaavukatı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20/04/2021 Tarih ve 2021/2008 E. 2021/3303 sayılı kararında ;

 Yapılan incelemede; dosya arasına alınan telefon kayıtlarına göre davacı-karşı davalı kadının değişik zamanlarda, gece geç ve değişik saatlerde yaptığı telefon görüşmeleri ve kadının başka bir erkeğe kendisi tarafından çekildiğini kabul ettiği mesaj içeriği birlikte değerlendirildiğinde kadının davranışının güven sarsıcı boyutu aştığı, sadakatsizlik olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı- karşı davacı erkeğin bir kısım hakaret ve tehdit eylemlerinin ise kadının sadakatsizlik eylemine tepki niteliğinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen olaylarda davacı- karşı davalı kadın, davalı- karşı davacı erkeğe nazaran ağır kusurludur. Hal böyleyken, erkeğin ağır kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

  • Eşine Kilo Aldığını Söylemek Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20/01/2014 Tarih ve 2013/19098 E. 2014/978 sayılı kararında ;

Davacı (koca)’nın eşi ve çocuğuyla ilgilenmediği, eşini kastederek “eninde sonunda ondan boşanacağım” dediği, eşinin mesleği ve kilosuyla alay ettiği ve eşine fiziksel şiddet uyguladığı, buna karşılık davalı (kadın)’ın davacı eşine “annen gelsin sana karılık yapsın” dediği, eşine bıçakla saldırdığı, kocasına beddua ettiği, ailesini istemediği, hastalığı sebebiyle yaşadıkları şehre gelen davacının babasını ve ailesini evine kabul etmediği, geldiklerinde “aç köpekleri niye getirdin” dediği, bu halde boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Eşit kusurlu taraf yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde davalı yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04/07/2024 Tarih ve 2023/6397 E. 2024/5342 sayılı kararında ;

davalı – davacı kadının tanığı annesi Müjgan`ın beyanı ile erkeğin kadına son zamanlarda \”kilo aldın, ayı gibi oldun, anne … kilo veremez\” diyerek kadını aşağıladığı vakıasının sabit olduğu, bu vakıanın davacı – davalı erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği

  • Eşe Beddua Etmek Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25/01/2024 Tarih ve 2023/3020 E. 2024/482 sayılı kararında ;

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile tanık anlatımları dikkate alındığında kadınının evin düzen ve temizliğine yeterli özeni göstermediğine yönelik iddianın kabulüne olanak bulunmadığını, davacı erkeğin de kesinleşen kusurlarının yanında kadına hakaret ettiğinin anlaşıldığını, bu şekilde boşanmaya neden olan olaylarda evliliğin devamı sırasında eşini sık sık evden kovan, eşini evden çıkarmak isteyen, normalin üzerinde alkol alan, eşine hakaret eden davacı erkeğin ağır kusurlu, eşine sık sık ve süreklilik arz edecek şekilde \”madende öl geber, ölün çıksın s…git\” şeklinde beddua ve hakaretlerde bulunan kadının da az kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 23/02/2023 Tarih ve 2022/10029 E. 2023/753 sayılı kararında ;

Hatice’nin de eşine hitaben \” Allah belanı versin\” diyerek beddua ettiği, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu

  • Güven Sarsıcı Davranışlarda Bulunan Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Daha Az Kusurludur

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24/02/2016 tarih ve 2014/2-813 E. 2016/157 sayılı kararında ;

 Bu itibarla Kurul çoğunluğu tarafından, davalı kadının yukarıda sayılan birden fazla güven sarsıcı davranışlarının, bunu öğrenen davacı erkekte şiddetli elem ve hiddet oluşturduğu, bu duygular içerisinde bulunan ve öncesinde de eşine karşı fiziksel şiddet uyguladığı kanıtlanamayan erkeğin sadece bu olay nedeniyle eşine basit nitelikte fiziksel şiddet uyguladığı, bu nedenle boşanmaya neden olaylarda her iki tarafın da kusuru olmakla birlikte davalı kadının, davacı erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu, davalı kadının belirlenen kusurlu davranışının davacı erkeğin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu ve bu nedenle davacı erkek yararına manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, Özel Dairece boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit derecede kusurlu kabul edilmesinin yerinde görülmediği gerekçesi ile yerel mahkeme direnme kararının onanması gerektiği kanaatine varılmıştır.

  • Kıskançlık Duygusal Şiddet Boyutunda ise Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 17/09/2024 Tarih ve 2023/1091 E. 2024/5925 sayılı kararında ;

erkeğin başka kadınlarla mesajlaşmak suretiyle sadakat yükümlülüğüne aykırı eylemlerle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, kadına karşı sevgi ve ilgiyi aşan kıskanç davranışlar sergilemek suretiyle duygusal şiddet uyguladığı, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusurlu bir davranışının ispat edilemediği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 02/12/2019 Tarih ve 2019/4035 E. 2019/11741 sayılı kararında ;

Davalı-karşı davacı kadının eyleminin sadakatsizlik boyutuna varmayan güven sarsıcı davranış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istemeyerek kusurlu olduğu sabittir. O halde, güven sarsıcı davranışta bulunan ve kıskanç olan davalı-karşı davacı kadın ile şans oyunları oynayan, aile bütçesini iyi yönetemeyen ve çocuk istemeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur. Bu husus gözetilmeden davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

  • Doktora Götürmemek Tedavi Yaptırmamak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28/09/2021 Tarih ve 2021/4446 E. 2021/6581 sayılı kararında ;

dosya kapsamında toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin gece hastalanan eşini hastaneye götürmediği, kadını bir akrabasının hastaneye götürdüğü, bu suretle eviyle ve eşiyle ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı erkeğin kabul edilen bu kusurlu davranışı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir.

  • Çocuk Yapmak İstememe Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 02/12/2019 Tarih ve 2019/4035 E. 2019/11741 sayılı kararında ;

Davalı-karşı davacı kadının eyleminin sadakatsizlik boyutuna varmayan güven sarsıcı davranış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istemeyerek kusurlu olduğu sabittir. O halde, güven sarsıcı davranışta bulunan ve kıskanç olan davalı-karşı davacı kadın ile şans oyunları oynayan, aile bütçesini iyi yönetemeyen ve çocuk istemeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur. Bu husus gözetilmeden davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

  • Kadının Çalışmasına İzin Vermemek Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 10/02/2005 Tarih ve 2004/14918 E. 2005/1370 sayılı kararında ;

Boşanmaya neden olan olaylarda eşinin çalışmasına izin vermeyen, bu konuda uyuşmazlık çıkaran davacı koca tamamen kusurludur.

  • Eşinin Akrabasına Ve Ailesine Hakaret Etmek Boşanma Nedenidir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14/09/2020 Tarih ve 2020/1970 E. 2020/3675 sayılı kararında ;

Tüm dosya kapsamından davalı erkeğin kadının ailesine ağza alınmayacak hakaret ettiği anlaşılmaktadır. O halde erkeğin kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek tamamen kusurludur.

  • Başkasını Sevdiğini Söylemek Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20/02/2015 Tarih ve 2014/17227 E. 2015/2301 sayılı kararında ;

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; mahkemece davalı-davacı (koca)’ya kusur olarak yüklenen davranışlar yanında, yine mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı-karşı davalı (kadın)’ın da eşini sevmediğini, başkasını sevdiğini söylediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davalı-karşı davacı (koca) da dava açmakta haklı olup, kocanın davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken, reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05/12/2017 Tarih ve 2016/8212 E. 2017/13980 sayılı kararında ;

Mahkemece davalı erkek tam kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı kadının da davalıyı sevmediğini, başkasını sevdiğini söylediği, birlik görevlerini yapmadığı ve son olayda da çocukların üzerine kapıyı kilitleyerek müşterek evi terk ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

  • Cimri Olmak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 16/01/2024 Tarih ve 2023/2962 E. 2024/222 sayılı kararında ;

sonuç olarak erkeğin cimri olduğu, başkalarının yanında sürekli kadını terslediği, azarladığı, asabi davrandığı; kadının ise \”emekli olup kızımı alıp gideceğim\” dediği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğu,

  • Kumar Oynamak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 29/06/2015 Tarih ve 2015/42 E. 2015/13866 sayılı kararında ;

Mahkemece, “davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı” gerekçesiyle manevi tazminat talebi reddedilmiştir. Davalının “bağımlılık” derecesinde kumar oynadığı, bu suretle ailesini darlığa düşürdüğü, davacı rahatsız olduğunu ifade etmesine rağmen bekar erkek arkadaşlarının evde zaman zaman yatılı kalmasına izin verdiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu olaylar, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturur ve manevi tazminatı gerektirir. O halde, davacı yararına Türk Medeni Kanununun 174/2 nci maddesi gereğince uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekirken, isteğin reddi doğru bulunmamıştır.

  • Aşırı Alkol Almak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25/01/2024 Tarih ve 2023/3020 E. 2024/482 sayılı kararında ;

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile tanık anlatımları dikkate alındığında kadınının evin düzen ve temizliğine yeterli özeni göstermediğine yönelik iddianın kabulüne olanak bulunmadığını, davacı erkeğin de kesinleşen kusurlarının yanında kadına hakaret ettiğinin anlaşıldığını, bu şekilde boşanmaya neden olan olaylarda evliliğin devamı sırasında eşini sık sık evden kovan, eşini evden çıkarmak isteyen, normalin üzerinde alkol alan, eşine hakaret eden davacı erkeğin ağır kusurlu, eşine sık sık ve süreklilik arz edecek şekilde \”madende öl geber, ölün çıksın s…git\” şeklinde beddua ve hakaretlerde bulunan kadının da az kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26/02/2019 Tarih ve 2018/2264 E. 2019/1648 sayılı kararında ;

Öyleyse tüm bu açıklamalar ışığında ve birleştirilerek görülen her iki davadaki mevcut delil durumu dikkate alındığında, davalı-davacı erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, birlik görevlerini ihmal edecek düzeyde sürekli alkol kullandığı ve ailesine ilgisiz davrandığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı-davalı kadın dava açmakta haklıdır.

  • Üvey Çocuklara Kötü Davranmak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20/02/2015 Tarih ve 2014/16961 E. 2015/2338 sayılı kararında ;

davacının eşine fiziksel şiddet uyguladığı, eşinin akrabalarını istemediği, davalının ise, davacıya ve önceki eşinin evliliğinden olan üvey çocuklarına ağır hakaretler ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir

  • Müşterek Çocuklara Kötü Davranmak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05/07/2022 Tarih ve 2022/4440 E. 2022/6723 sayılı kararında ;

davacı kadının müşterek çocuğa karşı fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Müşterek çocuğun, sosyal inceleme raporunda yer alan ve annesi tarafından fiziksel şiddete maruz kaldığı yönündeki beyanları ile dosya kapsamındaki tanık beyanlarının da birbirleriyle uyumlu olduğu dikkate alındığında, boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurludur.

  • Ağız Kokusu Şartları Varsa Boşanma Sebebidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13/04/2005 Tarih ve 2005/2-208 E. 2005/262 sayılı kararında ;

Ağız ve vücut kokusu, başlı başına boşanma nedeni değildir. Davalıda varolduğu iddia edilen bu rahatsızlığın tedavisinin mümkün olup olmadığı, davalının tedaviden kaçınıp kaçınmadığı, bu rahatsızlığın evlilik birliğini davacı koca için çekilmez hale getirip getirmediğinin, uzman hekimlerden oluşan sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

  • Cinsel İlişkiden Kaçınmak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14/06/2016 Tarih ve 2016/8493 E. 2016/11651 sayılı kararında ;

toplanan delillerden, mahkemece davacı-karşı davalı erkeğe yüklenen kusurlu davranışları yanında, davalı-karşı davacı kadının da birlik görevlerini yerine getirmediği, cinsel ilişkiden kaçındığı, eşini aşağıladığı ve evlilik birliği içerisinde alınan aracı eşinden habersiz satarak ekonomik açıdan güven sarsıcı davranışta bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir.

  • Ters İlişkiye Zorlamak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 08/11/2022 tarih ve 2020/131 E. 2022/1452 sayılı kararında ;

Somut olaya gelince; tarafların 14.08.2015 tarihinde evlendikleri, evlilik birliği devam ederken kadının 24.03.2016 tarihinde nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla eşi hakkında şikâyetçi olduğu, erkeğin yapılan soruşturma uyarınca savcılık tarafından alınan 28.03.2016 tarihli ifadesinde, \”eşim ile çok sayıda cinsel ilişkiye girdim yine anal yolla da ilişkiye girdiğim olmuştur. Tahminen üç kez anal yoldan cinsel ilişkiye girdik, bunların birincisi eşimin isteği ile ikinci benim isteğimle üçüncüsü ise ortak kararımız ile olmuştur. 2015 yılında da bu şekilde ilişkiye girdiğimizi hatırlıyorum\” “üç kez anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini” ifade ettiği, hâl böyle olunca eldeki davada olduğu gibi eşi ile doğal olmayan yollardan cinsel ilişki gerçekleştirmek, cinsel şiddete yönelik bir davranış olup, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında kusurlu davranışlardan sayılır.

  • Cinsel İçerikli Videolar İzlemek Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/23692 E. 2015/12591 sayılı kararında ;

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle, davalının internet ortamında farklı cinsel içerikli sitelere üye olup, bu sitelerde vakit harcayarak mesajlaşmak suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

  • Eve Sürekli Misafir Çağırmak Boşanma Nedenidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/10936 E. 2018/1949 sayılı kararında ;

eşinin istememesine rağmen erkek arkadaşlarını eve davet ettiği ve eşine birden fazla fiziksel şiddet uyguladığının anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına

  • Duygusal Ve Psikolojik Şiddet Uygulamak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/6161 E. 2021/7447 sayılı kararında ;

Davacı kadın TMK’nın 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış, mahkemece erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, kadının davasının kabulüne karar verilmiştir. Davalı erkeğin kusur, tazminatlar ve nafakalar yönünden istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, bölge adliye mahkemesince “ilk derece mahkemesince yüklenen kusurların ispatlanamadığı” gerekçesiyle erkeğin tüm istinaf talepleri kabul edilmiş, karar davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin kadına aşağılama ve hakaret yoluyla süregelen psikolojik şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tam kusurlu olduğuna ilişkin ilk derece mahkemesi kararı isabetli olup, bölge adliye mahkemesince verilen kusur belirlemesine ilişkin kararın bozulması gerekmiştir.

  • Ziynet Eşyalarını / Altınları Rızasız Almak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/3154 E. 2019/7805 sayılı kararında ;

Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda, eşinden habersiz altınlarını bozdurup evlenmeden önceki borçlarını ödeyen, yerine sahte bilezik takıp eşinin güvenini sarsan davalı kadın tam kusurludur. Bu durum gözetilmeden davacı erkeğin tam kusurlu kabul edilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

  • Özel Günlerde Eşine Eşlik Etmemek  Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/20218 E. 2016/13513 sayılı kararında ;

Mahkemece, evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olaylarda, davalı-karşı davacı kadının tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek, kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile boşanmalarına karar verilmiş ise de; davalı-karşı davacı kadının mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davacı-karşı davalı erkeğin de eşine karşı ilgisiz olduğu, eşini sürekli özel günlerde ve sosyal ortamlarda yalnız bıraktığı ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında, davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklı olup, Türk Medeni Kanununun 166.maddesi koşulları kadının davası yönünden gerçekleşmiştir. O halde, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.

  • Evlilik Sırlarını Başkalarına Anlatmak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05/05/2003 Tarih ve 2003/2787 E. 2003/6543 sayılı kararında ;

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalının evlilik sırlarını açıkladığı güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır.

  • Sadakatsizlik Boşanma Nedenidir.

 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2-2667 E. 2021/413 sayılı kararında ;

erkek eşin istemediğini söyleyerek eşini ve ortak çocuğu kadın eşin babasının evine bıraktığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine hakaret ve tehdit ettiği, başkası ile nişanlandığı buna karşılık kadın eşin de beş yıl ayrı yaşadıktan sonra sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak bir başkası ile gayriresmî şekilde evlendiği ve ondan çocuk sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; direnme kararında erkek eşin kusurlu davranışlarının kadın eşe göre her ne kadar sayısal üstünlüğünden bahsedilmiş ise de, kadın eşin evli olduğu halde başka bir erkekle gayriresmî olarak birlikte yaşadığı, hatta çocuk sahibi olduğu ve halen o erkekle yaşadığı, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleştirdikleri kusurlu davranışlarının sayısal olarak toplamından ziyade eylemlerin niteliklerinin kusur durumlarını etkileyeceği gibi, kusurlu davranışların ilkini hangi eşin gerçekleştirdiği olgusunun da kusurların ağırlığının belirlenmesinde sonuca etkisinin bulunmadığı, bir başka ifade ile eşlerden birinin gerçekleştirdiği kusurlu bir eylemin diğer eşe de kusurlu eylemde bulunma hakkı vermediği, tarafların kusurlu davranışlarının gerçekleşme tarihi ve sırasına bakılmaksızın, davanın açıldığı tarihte evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olayların bütün olarak birlikte değerlendirilerek eşlerin kusur ağırlığının belirlenmesinin gerekmesinin karşısında, erkek eşin kusurlu davranışlarının kadın eşe bir başka erkekle yaşama hakkı vermediği hususu gözetildiğinde tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları tartışmasızdır.

  • Ev İşlerini Yapmamak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 22/01/2025 Tarih ve 2024/3339 e. 2025/671 sayılı kararında ;

Bölge Adliye Mahkemesince kadının \”eve misafir kabul etmediği, eşinin ailesi ve akrabaları ile görüşmediği, istemediği, ev işlerine gereken özeni göstermediği, hakaret ettiği, (salak, manyak şeklinde sözler söylediği)\” kusurlarının, erkeğin ise \”bayramlarda kendi başına tatile gittiği, eşi ile birlikte vakit geçirmediği, fiili ayrılık döneminde eş ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamadığı, hakaret ettiği (salak, manyak şeklinde sözler söylediği)\” kusurlarının bulunduğu ve tarafların evlilik birliğinin sarsılmasında eşit kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre erkeğin ayrıca eşi ve çocukları ile ilgilenmediği ve ailesini yalnız bıraktığı vakıasının da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği, anlaşılmaktadır. O halde tarafların gerçekleşen ve kabul edilen bu kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadın az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden hatalı değerlendirme sonucu tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

  • Aşağılamak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2067 E. 2019/296 sayılı kararında ;

ancak davacının eşine hakaret ettiği, davalı kadının ise eşine “şizofren” şeklinde sözler söylediği ve eşini eve almadığı tüm dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda, mahkemece tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanma kararı verilmesi isabetlidir.

  •  Dini Duygularla Dalga Geçmek Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/8960 E. 2014/20128 sayılı kararında ;

Mahkemece davalı kadın tam kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı kocanın, eşini ailesinin yanına gönderdikten sonra “seni boşadım, bundan sonra avukatımla muhatap ol” dediği, davalı kadının da eşinin dini duygularıyla alay ettiği anlaşılmaktadır. Davalı kadının cinsel ilişkiye engel rahatsızlığını tedavi ettirmekten kaçındığı hususu ise kanıtlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Eşit kusur halinde de boşanmaya karar verilmesi gerektiğine göre, tarafların boşanmalarına karar verilmiş olması sonucu itibarıyla doğru bulunduğundan, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanma hükmünün kusur belirlemesine ilişkin gerekçesi değiştirilmek (HUMK.md.438/son) suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiş ve davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

  • Mesleği İle Dalga Geçmek Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/19098 E. 2014/978 sayılı kararında ;

Davacı (koca)’nın eşi ve çocuğuyla ilgilenmediği, eşini kastederek “eninde sonunda ondan boşanacağım” dediği, eşinin mesleği ve kilosuyla alay ettiği ve eşine fiziksel şiddet uyguladığı, buna karşılık davalı (kadın)’ın davacı eşine “annen gelsin sana karılık yapsın” dediği, eşine bıçakla saldırdığı, kocasına beddua ettiği, ailesini istemediği, hastalığı sebebiyle yaşadıkları şehre gelen davacının babasını ve ailesini evine kabul etmediği, geldiklerinde “aç köpekleri niye getirdin” dediği, bu halde boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Eşit kusurlu taraf yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceğinin gözetilmesi gerekir.

  • Cinsel Yönden Aşağılama / Sen Erkek Misin Demek Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2011/20073 E. 2012/16019 sayılı kararında ;

Mahkemece davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı kocanın eşini istemediğini belirterek “kız oğlan kız alacağım” şeklinde beyanlarda bulunduğu; babasının eşini kovmasına sessiz kaldığı ve cinsel ilişkinin gerçekleştirilmesi konusunda gereken ilgiyi göstermediği; buna karşılık davalı kadının ise eşini sevmediğini ve istemediğini belirterek babasının kendisine ikinci el birini bulacağını söylediği, eşine “sen erkekmisin” diye hakaret ettiği, ayrıca kocasının hastalığı sırasında onunla ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre; boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir

  • Dedikodu Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14/11/2011 Tarih ve 2010/17693 E. 2011/18251 sayılı kararında ;

Eşini ailesiyle oturmaya zorlayan ve yengesiyle uygunsuz davranışlar sergileyen koca ile eşi hakkında dedikodu çıkaran davalı kadın, boşanmaya neden olan olaylarda eşit derecede kusurludurlar. Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemez. Bu yön nazara alınmadan davalının ağır kusurlu kabul edilerek davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2006/8942 E. 2006/16016 sayılı kararında ;

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle *davalı kadının kocasının başka kadınlarla ilişkisi olduğu söylentisini çıkardığı, kocanın da kadını eve dönmemesi konusunda tehdit ettiği bu durumda birinin kusurunun diğerinin kusuruna üstün tutulamayacağı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

  • Seni Süründüreceğim Demek Boşanma Sebebidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/2-126 E. 2019/379 sayılı kararında ;

Davalı kocanın, mahkeme tarafından da kabul edilen kusurlarının yanında kadın ve ailesini “sizi süründüreceğim” şeklindeki sözlerle tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır.

  • Kıyas Yapmak Boşanma Sebebidir.

 Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/7388 E. 2019/11613 sayılı kararında ;
davacı-davalı kadının da eşini, ölen eski eşi ile sürekli kıyaslayarak hakaret edip, aşağıladığı, eski eşine ait fotoğrafları evde görünür yerlerde bulundurduğu anlaşılmaktadır. Bu halde kadının da kusurlu davranışlarıyla taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikle bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı erkek de dava açmakta haklıdır.

  • Eski Eşten Bahsetmek Boşanma Sebebidir.

 Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/10455 E.2018/1521 sayılı kararında ;

davacı-davalı kadının sık sık eski sevgilisinden bahsettiği, eşiyle evlenmekten pişman olduğunu, eski sevgilisiyle evlenmiş olsaydı daha mutlu olacağını söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraftar arasındaki ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı erkek dava açmakta haklıdır.

  • Eski Sevgiliden Bahsetmek Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/10455 E.2018/1521 sayılı kararında ;

davacı-davalı kadının sık sık eski sevgilisinden bahsettiği, eşiyle evlenmekten pişman olduğunu, eski sevgilisiyle evlenmiş olsaydı daha mutlu olacağını söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraftar arasındaki ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı erkek dava açmakta haklıdır.

  • Oğlum Diye Hitap Etmek Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/6232 E. 2017/11551 sayılı kararında ;

Mahkemece, taraflar eşit kusurlu kabul edilerek davacı- karşı davalı kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı- karşı davalı erkeğin kadına “oğlum” diye hitap ettiği, eşinin şişmanlığı ile ilgili olarak “popon sepet gibi” şeklinde aşağılayıcı beyanlarda bulunduğu, ters ilişkiye zorladığı anlaşılmaktadır.

Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

  • Giyim Tarzına Karışmak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/1135 E. 2020/2210 sayılı kararında ;

Gerçekleşen bu durum karşısında ilk derece mahkemesince belirlenen eşinin giyim tarzına, gideceği toplantılara ve görüşeceği kişilere müdahalelerde bulunarak sosyal şiddet uyguladığı” evi, çocukları ve eşi ile ilgilenmediği” vakıaları hükme esas alınabileceğinden, ilgili bölge adliye mahkemesince davacı erkeğin davasının reddine karar verilesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

  • Uzun Süre Küs Kalmak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/9681 E. 2023/494 sayılı kararında ,

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin eve geç saatlerde geldiği, eşine ve çocuğuna bağırdığı, eşi ile ilgilenmediği, uzun süre küs kaldığı ve eşini sosyal ortamlara götürmediği, darp ettiği, eşine tehdit ve hakaret içeren sözler söylediği, sadakatsiz davrandığı yönünde yüklenen kusurlar neticesinde ağır, davalı-karşı davacı kadının ise kıskanç tavırlar sergilediği ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu gerekçesi ile az kusurlu olduğundan bahisle erkeğin 4721 sayılı Kanun’un 161 inci maddesi gereğince açtığı davanın reddine, tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince açmış oldukları boşanma davalarının ayrı ayrı kabulü ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, müşterek çocuk yararına 2.000,00 TL iştirak nafakası ile, kadın lehine 300.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine hükmedilmiş, kadının tedbir ve yoksulluk nafakasına ilişkin talepleri ile erkeğin maddî ve manevî tazminata ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bu nedenle hükmün onanması gerekmiştir.

  •  Gelen Misafire Kötü Davranmak Boşanma Sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2011/9908 E. 2012/7681 sayılı kararında ;

Mahkemece davalı-davacı kadın ağır kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı-davalı (kocanın) eşine hakaret ettiği, misafirlerine kötü davrandığı ve eşini evden kovduğu, davalı-davacı kadının ise birlik görevlerini yerine getirmediği, eşiyle birlikte görünmekten kaçındığı, eşi ile evliliğini yakınlarından sakladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda, tarafların eşit kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.

  • SADAKATSİZLİK SAYILAN EYLEMLER
  • Herhangi bir şekilde kurulan cinsel ilişki
  • Eksik kalan cinsel ilişki
  • Sadece bir kez kurulan cinsel ilişki
  • Bir otel odasında bir başkası ile aynı odada tüm gece boyunca kalmak
  • Bir evde bir başkası ile tüm gece boyunca aynı evde kalmak
  • Eşin üçüncü bir kişiyle flört etmesi
  • Kabul edilebilecek ölçüler ötesinde fiziksel yakınlık kurması
  • Birlikte tatile gitmesi
  • Alışılmış saatler dışında ve sık sık iletişim araçları ile iletişim kurması

Sonuç:

Boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş olup, her bir sebebin ispatı farklı şekillerde sağlanabilir. Yargıtay kararları da hangi durumların boşanma gerekçesi sayılacağını somutlaştırmaktadır. Konya’da boşanma avukatı olarak bu süreci doğru yönetmek ve hak kaybı yaşamamak adına uzman bir destek almanızı tavsiye ederiz. Daha fazla bilgi ve hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. https://suleymanguney.av.tr/iletisim/

Bu kapsamlı ve faydalı yazının hazırlanmasında büyük emekleri olan Stajyer Avukatımız Zehra Nur ATASAĞUN’a teşekkür eder , başarılarının devamını dileriz.

Güncelleme Notu (Ekim 2025):

Bu makale, 2025 yılı itibarıyla Yargıtay içtihatları ve uygulamada öne çıkan yeni boşanma nedenleri eklenerek güncellenmiştir. Ayrıca, boşanma sürecinde tarafların haklarını daha iyi anlayabilmeleri için aşağıdaki konulara da göz atabilirsiniz:
Boşanma Davası Boyunca Evde Kim Oturur? (Müşterek Konutun Tahsisi)
2025 Nafaka Miktarları Nasıl Belirlenir?
Yurt Dışındaki Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi

Konya’da boşanma davası sürecine ilişkin profesyonel hukuki destek için Av. Süleyman Güney ile iletişime geçebilirsiniz.

İletişim | Av. Süleyman GÜNEY

Av. Süleyman Güney – Konya Boşanma ve İş Davası Avukatı
📍 Adres: Akabe Mah. Şehit Furkan Doğan Cad. Beyplaza B Blok 5. kat No : 502 Karatay/KONYA
📞 Telefon: 545 692 5022
📧 E-posta: av.suleymanguney@gmail.com
🌐 Web Sitesi: www.suleymanguney.av.tr

Not: Randevular önceden planlanmaktadır. Telefon veya e-posta yoluyla iletişime geçerek uygun görüşme saatinizi belirleyebilirsiniz.

Av. Süleyman Güney – Konya’da boşanma, iş hukuku ve arabuluculuk alanlarında profesyonel hukuki destek sunulmaktadır.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir